Yerelleştirme bir ürün veya içeriği belirli bir yöreye uyarlama işlemidir.  Bu ifadeyi esas alırsak yerelleştirmeyi özel veya farklı bir çeviri işi olarak tanımlayabiliriz.

Örneğin bir roman çevirisi bir yerelleştirme çevirisi değildir çünkü çeviri yapılırken romanın mekan, zaman, kişiler gibi ana unsurları değiştirilmez.  Buna karşılık bir yazılımın yardım metinleri veya teknik bir ürünün kullanım kitapçığı çevirilerinden bahsederken aslında yerelleştirmeden bahsederiz. Örneğin üretildiği yerde 110V ile çalışan bir ürün başka bir ülkede 220V ile çalışacaksa, bu ürünün önce kendisi sonra kullanım kitabı değiştirilmelidir. Dolayısıyla orijinal kitabın çevirisi yapılırken karşınıza çıkacak olan 110V ifadesini 220V yapmazsanız çeviri hatalı yapılmış, yerelleştirme yapılmamış olur.

Yerelleştirme çevirilerinin büyük bir çoğunluğu esas olarak bir ürüne bağlı olduğu için yerelleştirme adı altında yapılan çevirilerin aslında üretimin ve sanayinin bir parçası olarak düşünülmesi gerektiği açıktır.

İşin içine ürün ve sanayi girdiğinde doğal olarak bir iş süreci ve kalitesi gündeme gelmekte, bu da yapılacak çeviri işinin gerektiğinde birden çok çevirmen kullanılarak yapılmasını gerektirmektedir. Birden çok çevirmenin yer aldığı bir çeviri projesinde ortak terminoloji ve üslubu oluşturmak farklı bir bilgi birikimi ve/veya deneyim gerektirir. Bunun yanısıra söz konusu hizmet projesinde yer alan her birey farklı bir  “iletişim” bilincine sahip olmadığı takdirde, ilgili projenin başarılı olma ihtimali son derece düşüktür.

Üniversitelerimizdeki akademik eğitim bireysel çeviri kuramları esas alınarak verildiğinden yerelleştirme yapacak çevirmenlerin akademik eğitime ek olarak yerelleştirme işi, süreci, bu süreç içinde kullanılan bilgisayar yazılımları ve proje bilgisi hakkında ayrıca bilgi ve deneyime ihtiyaçları vardır.

Bugüne kadar çevirmenler bu deneyimi yerelleştirme yapan işletmelerde çalışarak zaman içinde doğal olarak kazanmaktaydılar. Ancak maalesef bu doğal eğitim belirli bir planlama ve düzen içinde olmadığından uzmanlaşmak ciddi bir süreç gerektirmektedir. Yerelleştirmenin, özellikle Internet’in yaygınlaşmasından ve bunun sonucu iletişimin ve uluslararası ticaretin artmasından sonra çok daha fazla önem kazandığını ve yerelleştirmede çevirinin öneminin anlaşıldığını gözönüne alırsak Türkiye’de gerçek anlamda yerelleştirme yapabilecek işletme sayısının onlar ile ifade edilebileceğini, yerelleştirme deneyimli çevirmenlerin ise yüzler ile ifade edilebileceğini görebiliriz. Buna karşılık uluslararası ticaretin artması ve sanayinin gelişmesi ile sektör çevirmen ihtiyacının binler hatta onbinler mertebesinde olduğu da açıktır.

ES Dil Hizmetleri ve Danışmanlık Ltd. Şti. gerçek anlamda yerelleştirme yapmak üzere Türkiye’de kurulan ilk yerelleştirme şirketlerinden birisidir. ES hakkında www.estr.com adresinden daha fazla bilgi alınabilir. ES’in 18 yıllık geçmişinde sürekli olarak yerelleştirme konusunda deneyimli çevirmen sorunu ile karşı karşıya kaldığı görülerek sektörde özel bir eğitime ciddi biçimde ihtiyaç olduğu düşünülmüştür. Ancak bu eğitim, gerçek işin yapıldığı atölye çalışmaları ile mümkün olabileceğinden, bu atölye ES bünyesinde, “ES Çeviri Akademisi” adı altında kurulmuştur.

ES Çeviri Akademisi, çeviri eğitimi değil, çevirinin yerelleştirme konusunda nasıl kullanılacağının eğitimini, yani bir formasyon eğitimi vermektedir.