Çevirmenlikle, daha doğrusu yerelleştirmeyle, ilk kez akademi aracılığıyla tanışmadım, ancak sektörü ve bu mesleği akademi sayesinde tanıma fırsatı yakaladım.

Önceki akademi dönemlerini takip etmiş olmama rağmen başvuruda bulunmamıştım; şartları pek uygun gelmemişti, hatta biraz ağır bile bulmuştum. Üçüncü dönemde koşullar iyileştirilince başvurmaya karar verdim. Gerekli aşamaları geçtikten sonra da akademideki yerimi aldım. Daha önce sektörün içinde yer almadığımdan benzerleriyle karşılaştıramam. Ancak yaşadığım deneyimden biraz bahsedebilirim.

Bir ay yoğun bir eğitim alıyorsunuz ve bu eğitim süresince belirlenen ölçütlere göre oldukça iyi değerlendiriliyorsunuz. Eğitimi veren dil uzmanları ve proje yöneticilerinin sağladığı katkı, özellikle benim gibi bu konuda önceden tecrübesi ve eğitimi olmayanlar için çok daha fazla. Bu döneme emekleme dönemi denebilir. Ardından gerçek işlerle ve teslim tarihleriyle tanışıyorsunuz. Ancak eğitim bitmiyor, çalışmalarınız izlendiği için hatalarınızı düzeltme imkânı buluyorsunuz, bu şekilde öğrenme süreci asla sona ermiyor. Ayrıca katılımcıların elinde sürekli iş olmasına çok dikkat ediliyor. Böylece yavaş yavaş gerçek çalışma temposuna uyum sağlıyorsunuz. Akademinin sonunda da deyim yerindeyse koşmaya başlıyorsunuz. Bu süreç dışarıdan çok mekanik görünebilir, fakat sağlanan çalışma ortamıyla profesyonellik ve samimiyet arasında ideal bir denge kuruluyor ve rahat bir şekilde çalışabiliyorsunuz.

Enis – Akademi III